South Park’ın toplumsal eleştirileri bu bölümde de devam ediyor. Özellikle Amerikan avcılık ve silah kültürüyle dalga geçilmesi çok hoşuma gitti. Jimbo ve Ned’in hayvanları öldürmeden önce “Üzerimize geliyorlar!” diye bağırarak kendilerini savunuyormuş gibi göstermeleri, şiddeti meşrulaştırmak için yasaların nasıl suistimal edilebildiğinin güzel bir parodisi.
Bölümün en sevdiğim taraflarından biri de Stan’in erkekliğini kanıtlama çabasıydı. Hayvan öldürmek istememesine rağmen amcasının takdirini kazanmak için kendisini zorlaması, erkeklikle şiddet arasında kurulan toplumsal ilişkiyi eleştiriyor. Üstelik sonunda herkesi kurtaran Scuzzlebutt’u öldürdüğünde bu kez amcasından azar işitmesi, yetişkinlerin kendi içlerindeki ahlaki çelişkiyi çok güzel gösteriyor.
Randy’yle ilk kez tanışmamız, belediye başkanının yine kameralar önünde kendisini göstermeye çalışması ve kasabanın yaşanan felaket karşısındaki saçma tepkileri de eğlenceliydi. Kenny ise yine ölüyor, üçte üç!
En hoşuma giden ayrıntılardan biri finaldi. Bütün bölüm boyunca silahlarla, avcılıkla, felaketlerle uğraşan çocukların sonunda “Hadi çizgi film izleyelim.” diyerek çocukluklarına dönmeleri… Yedi sekiz yaşındaki çocukların ellerine silah ve bira tutuşturan yetişkinlerden daha sağduyulu olmaları başlı başına bir ironi. South Park’ta ne yaşanırsa yaşansın, herkes hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor.
İkinci bölümden biraz daha az keyif alsam da avcılık, erkeklik, şiddet ve yetişkinlerin ikiyüzlülüğü üzerine oldukça dolu bir bölümdü. Absürtlüğü de cabası.
South Park’ın toplumsal eleştirileri bu bölümde de devam ediyor. Özellikle Amerikan avcılık ve silah kültürüyle dalga geçilmesi çok hoşuma gitti. Jimbo ve Ned’in hayvanları öldürmeden önce “Üzerimize geliyorlar!” diye bağırarak kendilerini savunuyormuş gibi göstermeleri, şiddeti meşrulaştırmak için yasaların nasıl suistimal edilebildiğinin güzel bir parodisi.
Bölümün en sevdiğim taraflarından biri de Stan’in erkekliğini kanıtlama çabasıydı. Hayvan öldürmek istememesine rağmen amcasının takdirini kazanmak için kendisini zorlaması, erkeklikle şiddet arasında kurulan toplumsal ilişkiyi eleştiriyor. Üstelik sonunda herkesi kurtaran Scuzzlebutt’u öldürdüğünde bu kez amcasından azar işitmesi, yetişkinlerin kendi içlerindeki ahlaki çelişkiyi çok güzel gösteriyor.
Randy’yle ilk kez tanışmamız, belediye başkanının yine kameralar önünde kendisini göstermeye çalışması ve kasabanın yaşanan felaket karşısındaki saçma tepkileri de eğlenceliydi. Kenny ise yine ölüyor, üçte üç!
En hoşuma giden ayrıntılardan biri finaldi. Bütün bölüm boyunca silahlarla, avcılıkla, felaketlerle uğraşan çocukların sonunda “Hadi çizgi film izleyelim.” diyerek çocukluklarına dönmeleri… Yedi sekiz yaşındaki çocukların ellerine silah ve bira tutuşturan yetişkinlerden daha sağduyulu olmaları başlı başına bir ironi. South Park’ta ne yaşanırsa yaşansın, herkes hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor.
İkinci bölümden biraz daha az keyif alsam da avcılık, erkeklik, şiddet ve yetişkinlerin ikiyüzlülüğü üzerine oldukça dolu bir bölümdü. Absürtlüğü de cabası.
8/10